ASİCE...!!!!

Bu bir asinin bloğudur.. ve ziyaret ettiğinize göre sizdede biraz asilik var demektir...! Hoşgeldiniz de sefalar getirdiniz de iyi b.k yediniz di mi

21 Haziran 2011 Salı

içsel dırdırr



kendi dünyamda avazım çıktığınca bağırsamda dışarıdan kimse duyamıyacak çünkü dudaklarım küstü dilime...


kendi yarattığım uçurumlardan defalarca atlayıp ölmekteyim aslında yaşadığımı sandıkça 


en iyisi tüm düşüncelerimi içime gömüp kahreden gecenin karanlığında gözlerimi kapayarak uykuyu beklemek sanırım...


düşüncelerimde,duygularımda,düşlerimde kan ağlıyor ıssız gecelerde


sanırım kaybetmekle kutsanmış hayatım ..çünkü her defasında kaybetmekteyim....


düşüncelerimde,duygularımda,düşlerimde kan ağlıyor ıssız gecelerde :(


bir kalbe girememiş dilencidir yüreğim...


yine isyanlara gebe saniyelerim....


arayışlarla yiten yıllarımın tutsağı olmuş  kalbim :(:(:(


tuttmaya çalıştığım lakin yinede akan göz yaşlarımın ısllattığı kirpiklerimin uzunluğu kadar işte hayat...!


hayat hep keşkelerle dolu.... ve bizler her zaman keşkelerin kurduğu pusulardayız...!


her defasında kırılıyor düşlerim avuçlarımın içinde...!


sustum karanlığın içine gömülürken....


BEŞİKTAŞa tutulmanın yanında ayın tutulması hikaye arkadaş:)))


vazgeçemeyişimin sebebidir gönül gözümün kirpiklerinde asılı kalması







20 Haziran 2011 Pazartesi

içsel dırdır


hücrelerim ölüm kuşanırken acı çekiyorum ben, her zaman gereklimi illa birilerine güzel görünmek. her zaman gereklimidir onların istediği gibi biri olmak.. peki ya benim istediklerim,düşündüklerim,tutkularım,arzularım... bunlar çok mu gereksiz hep onların benlikleri tatmin olsun diye onların tatminliği içinmidir benim varlığım...yine akşam ve yine ansızın hücrelerim ölümün pençesindeymişçesine acı çekmekteyim.. acı çekiyorum yoksul bir bedenin içindeki benliğimle  uzak düştüğüm düşlerimle.. acı çekiyorum çirkinliğime olan nefretimle..ve en çokta ben acıyı sevdiklerimin yanımdayken aslında hiç yanımda olmadıklarını hissettiğimde çekmekteyim... bazen bir şarkıda,bazen bir sinema filminin en umursanmaz sahnesinde,bazen bir sokak hayvanının o aç,kırgın,kızgın,direngen hallerini gördüğümde çektiğim derin acılarda ölüm kuşanmakta hücrelerim...acı çekiyorum çok sevdiğim hatta bazen çok sevdiklerimden bile çok sevdiğim BEŞİKTAŞın yok olacağını bilerek yaşamak ise ölümdende beter acı çektirmekte hücrelerime.. hatta kahretmekte sanki çaresi hala bulunamamış bir hastalığın tek taşıyıcısıymışım gibi çekmekteyim acıyı ölüm kuşanırken düşüncelerim.... zaten hep dile getirdiğim şey değilmi,ben bazen apansızca,bazende saniye saniye ölmekteyim... ama en niyahetinde ben hep ölümler kuşanıyorum sözcüklerimde,gülüşlerimde,ağlayışlarımda bu aralarsa fazlası ile ulan yaşarken ölüyorya beni yaşatacak tüm benliğim...yokmudur bilemedim çözümü.. kurtuluşmudur yiten herşeyin ardından hala anmak... kurtuluşmudur inadına inadına yok olmaya yüz tutan herşeyin ardından direnmeye... ben bulamadım.. bulamıyacağımda...bilmedim bilemiyeceğimde...

hücrelerim ölüm kuşanırken acı çekiyorum ben


her zaman gereklimi illa birilerine güzel görünmek. her zaman gereklimidir onların istediği gibi biri olmak.. peki ya benim istediklerim,düşündüklerim,tutkularım,arzularım... bunlar çok mu gereksiz hep onların benlikleri tatmin olsun diye onların tatminliği içinmidir benim varlığım...yine akşam ve yine ansızın hücrelerim ölümün pençesindeymişçesine acı çekmekteyim.. acı çekiyorum yoksul bir bedenin içindeki benliğimle  uzak düştüğüm düşlerimle.. acı çekiyorum çirkinliğime olan nefretimle..ve en çokta ben acıyı sevdiklerimin yanımdayken aslında hiç yanımda olmadıklarını hissettiğimde çekmekteyim... bazen bir şarkıda,bazen bir sinema filminin en umursanmaz sahnesinde,bazen bir sokak hayvanının o aç,kırgın,kızgın,direngen hallerini gördüğümde çektiğim derin acılarda ölüm kuşanmakta hücrelerim...acı çekiyorum çok sevdiğim hatta bazen çok sevdiklerimden bile çok sevdiğim BEŞİKTAŞın yok olacağını bilerek yaşamak ise ölümdende beter acı çektirmekte hücrelerime.. hatta kahretmekte sanki çaresi hala bulunamamış bir hastalığın tek taşıyıcısıymışım gibi çekmekteyim acıyı ölüm kuşanırken düşüncelerim.... zaten hep dile getirdiğim şey değilmi,ben bazen apansızca,bazende saniye saniye ölmekteyim... ama en niyahetinde ben hep ölümler kuşanıyorum sözcüklerimde,gülüşlerimde,ağlayışlarımda bu aralarsa fazlası ile ulan yaşarken ölüyorya beni yaşatacak tüm benliğim...yokmudur bilemedim çözümü.. kurtuluşmudur yiten herşeyin ardından hala anmak... kurtuluşmudur inadına inadına yok olmaya yüz tutan herşeyin ardından direnmeye... ben bulamadım.. bulamıyacağımda...bilmedim bilemiyeceğimde...

25 Mayıs 2011 Çarşamba

içsel bir dır dırrr...

belki gözle görülür şekilde gitmiyor görünüyorum sizlere ve sizlere...oysaki hep gidiyorum ama kırılarak ama kederli ama hüzünlü sonuçta gidiyorum...!!!

25 Nisan 2011 Pazartesi

içsel bir dırdır




bir bilinmezlikte ilerliyorum.. düşlerim karanlık, düşlerim asi ama karanlığa direnmekte.. .hep dipisiz uçurumlar yaratıyorum, dibinde karanlıklara bürünmüş sular, bedenimi korktuğum derin sulara bırakmak istiyorum batarken son düşlerimle sevişmek dipsizlikte... boğulmaktayım sanırım boğuluyorum. yoksa yine kabusummu buda o yarattığım dipsiz uçurum gibi bana beynimin oynadığı bir oyunmu? ezgilerde ruhumu arındırmak bile yetmiyor artık... yorgun benliğim eksik kadınlığım tükenen sabrım...yanlış insanlar ve onları unutmak isterken yittiğim tanımadık tenler...sokak ortasında düşlerim düştü önce, sonra benliğim... sanırım ölüyorum çığlık atsam nafile bir ben birde sol yanımdaki meleğim... günahlarımı toplamışım bohçama ölüyorum kaldırımın birinde....birileri geliyor sanki o karanlık sokağı aydınlatan cılız sokak lambasının ardından... bir fahişe ve tanımadığı bir tenle ölümüme aldırış etmeden uzaklaşıp gittiler,sanki zaman yitirmeden bir birlerinin teninde saniyelerde yitmek için... oysa ben tüm benliğimle haykırıyorum ölmeyi arzuladığım ölümün içinde yaşamak adına...nafile ölüyorum bazen yavaş yavaş bazen apansızca var ettiğim karanlık düşlerin karanlık sokak başlarında....!

7 Nisan 2011 Perşembe

İçsel bir dırdırım



Her canlı abazalğı tatdıkça "düzenli ilişkiye" hasret kalacaktır


açık denizlerde özgürlüğü tadan aşk rıhtıma yaklaştıkça ölümü tadar


göz yaşında yıkıyorum seni her gördüğümde yüreğimi... her defasında olmaza tutulan kalbimi yerden yere vuruyorum da bir yere varamıyorum..


sende herkes gibi birgün eski bir yaranın bıraktığı iz olacaksın bu benlik için ama şimdi kabuk tutmayan sürekli kanayan yaramsın


hep sorguladılar, değişmemi beklerken onlara sahte olmamı umdular... hep gittiler bazn geri döndüler bazen hep orda kaldılar.. hep benden çaldılar benliğimi,umutlarımı düşlerimi.. geriye hayatın SİYAHI kaldı yanı başımda sırdaşım olldu bir yare sevdalanır gibi beyaz düşlere sevdalandı.. ama hep siyahlarda kaldı gülüşlerim...!!!


Bize vatan haini diyenler sizler vatan severlik oyunları oynarken can verdik büyüğümüzden küçüğümüze..!!! sizler devletin maşası olduğunuzda bizler halk için daha güzel bir gelecek adına ölürken..! sizler 3 kuruşa köpek olurken hakkınız olanı aramazken peşkeş çekilirken kamu kuruluşları o vatan severliğiniz nerde kalıyor.....eğer bu şekilde ise vatan severliğiniz varsın biz olalım VATAN HAİNİ...!!!




yüreğimi koydum bir kaba kanlar içinde... gidenler oldu bu dünyada bazıları isteyerek bazıları direnerek bazıları çabaladı bazıları hiç umursamadı... bir bilinmezken ölüm bazıları hayatlarını ölümle kutsadı hemde en güzel yaşlarında...


can dediğin nedir bre insan bir saniyede varsın bir saniyede alırsın.... senki devletsin ama acizsin... içerde tutsak ettiğin insanları fikirleri uğruna katledersin çünkü tüm imkanların onların fikirlerinin yanında koca bir hiç...

5 Nisan 2011 Salı

İçsel bir dırdırım

ağlamak acizlikse evet ben acizim... yüreğim salkım saçak yağmurların pişkinliklerine gebeyken ağlamamın acizliğinin hesabınımı soruyorsunuz bana...! bak ağlıyorum feryat figan hem yüreğim hem gözlerim... dünyanın tüm pisliği sanki bedenimde toplanmış, sanki her günahın baş meleği ben olmuşum... kırık düşlerle yaşama tutunmak hata hangi hayat,pardon ama bana neyi soruyorsunuz? kanbağımın olduğu insanların zerre alakası yokken şu ölümlü bedenle kimin ne sormaya hakkı var bende... bende herkes gibi acıları mutsuzlukları en uç noktasına kadar yaşadım yaşıyorum.. yaşadıklarıma nokta değil sadece virgül koymaktayım... şuan klawyeden dökülen her harf kafamın taşşak gibi oluşundan olmalı... belkide içtiğim alkolün etkisi.... belkide çevremdekilerin beni yaralamasından.. bilmemki neden niçin ne sebeple varım boktan dünyanın boktan yaşantısında... hangi amaç var olmamı isterki... bir mum kadar bile geceyi aydınlatamıyorsa gözlerim ne için var benliğim... tanrıya isyan etmelimiyim yoksa yarattığı insancıklaramı? ama kader denileni insan var etmediğine göre... ooooff kafam taşşak gibi gözlerim ise taşmış bir dere yatağı gibi... susuyorum... ufak çığlıklarım duyulurken çevremde enn büyük isyan çığlığım gömülüyor kalp kapakçıklarımda... herkes kendi yaşadıklarının içinde bencilleşirken ben onlara derman olmak için çırpınmaktayım ama kendi kederlerimde kendi başıma kendi uçurumlarımdan düşmekteyim... eller görsemde seraptan öteye geçmez olmuş.. yürekli bir delikanlının pamuk prenses hikayesi gibi benide uyandırmasını istesemde öperek yok nafile. BEN BU ARALAR HER SANİYE ÖLÜYORUM YAŞADIĞIMI SANDIKÇA...OYSA HEP KENDİ YARATTIĞIM UÇURUMLARDAN ATLIYORUM KENDİMCE...!!!! işte böyle boktan birşey...hayata dair herşeylerden birazcık yaşanmışlıkların vede yaşanacakların içinde debelenip ardından yorgun düşen bedenimizle toprak ananın rahmine yol alacağız.. anadan doğma ..üryan..